BÜYÜK BRİTANYA TURU

9 Ağustos sabahı her yıl olduğu gibi heyecanla Kipa Avm Önünden hareketle havalimanına transfer ve  dört saatlik uçuşumuzun sonunda Londra’dayız. Pasaport işlemlerimiz ve sonrasında sevgi dolu neşeli rehberimiz  bir  Emre Ersen  kapıda bizi bekliyor gülen yüzüyle.

•Londra Bizi bekleyen Aracımız ile  ilk durağımız Themes  nehri kıyısı .  Londra karşımızda duruyor ve karşımızda london Eyes . dünyanın en görkemli dönme dolabı karşımızda bize bakıyor. Uçuşun yorgunluğu tatlı ve heyecanlı bir telaşa dönüşüyor .
Times nehri  kıyısından ilerleyerek Tarafalgar Meydanı’na sonrasında Londra’nın en hareketli caddelerinden biri olan Picadili  circus , Chine Town ve sonrasında dünyaca ünlü Oxford Caddesi’ndeyiz.  Londra caddelerinde olmak her anı bir başka güzel ve heyecan dolu.
         Kraliyet Ailesininin yaşadığı Buckingam sarayını görüyoruz.  Sarayı önünden geçerken nöbet değişimine şahitlik ediyoruz . Big Ben Londra Saat  Kulesi İngiltere’nin başkenti Londra’nın merkezindeki Westminster bölgesinde, Thames Nehri’nin hemen kıyısında ve Parlamento Binası’nın hemen yanında heyecan verici bir şekilde , en güzel fotoğraflarımız burada …
Ertesi gün Themes Nehri Tekne turumuzu gerçekleşiyor.  Yıllarca görmeyi hayal ettiğimiz Londra Köprüsünün altından geçiyoruz.  …  Bayraklarla süslü Oxford caddesini baştan başa geçerek ünlü Hyde Parka ulaşıyoruz doğa muhteşem …
*Ertesi gün Dünyaca ünlü Oxford Üniversitesi ve Oxford kasabasıydı . Oxforda gidermisin deseler nasıl giderim diye düşünürken o muazzam üniversitenin bahçesinde dolaşıyor olmak inanılmaz … Yüzlerce yıllık gri taş binaların gücünü , havasını içinde hissediyorsun.
*Liverpool Macerası , 
Edirne’den yola çıkıp dünyaca ünlü Beattles ‘ın doğduğu  Liverpool Cavern Club ta canlı müzik keyfini yaşıyoruz . Ertesi sabah Dünya finans merkezinden dünya futbol devi Liverpool FC ‘nın mabedine ulaşıyoruz. Dev bir stadyum ve bi o kadar da büyük Liverpool FC Alışveriş mağazası . Hatıra hediyeliklerimizi almayı unutmadan Kuzeye doğru yol alıyoruz .
*Chester’ın ortaçağ masalı  
Liverpool’dan bir saatlik yolculuk sonrası Chester’a varıyoruz. Roma surları, Tudor dönemi siyah-beyaz evler, Rows denen üst katlı alışveriş sokakları…  Bir pub’da , cafede içeceklerimizi  içip surların üstünden nehre bakıyoruz. Sessiz, sakin, tarihi bir şehir. Edirne’nin Osmanlı mimarisiyle buranın ortaçağ havası sanki birbirine selam veriyor.
*İskoçya’ya geçiş: Glasgow
Glasgow’un sokak sanatı, kelimenin tam anlamıyla grafitiden ibaret değil; müzik, tasarım, endüstriyel geçmiş… İskoçya nın sanayi şehrine merhaba. Tam sokaklarda  sanatı ve müziği yaşamak isteyenler için bir şehir.

*Edinburgh  turun zirve noktası

Glasgow’dan 1 saatte Edinburgh. Edinburgh Kalesi tepesinde durup şehre bakıyoruz. Royal Mile, Arthur’s Seat, sisli hava… Princes Street’ten aşağı inerken festival havası varmış gibi hissediyoruz.
Ağustos ayı havada güneş var fakat mevsim klasik İskoç baharı 10-12 derece . Bir an güneş bir an yağmur …
Aynı gün  pub’da canlı müzik ve  muhteşem scotch viskilerin tadına bakıyoruz.
*William Wallace, İskoçya tarihinin en ikonik figürlerinden biri ve ulusal kahramanıdır.
Wallace, İskoçya’nın İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesinin en güçlü simgelerinden biri olarak hâlâ anılır. Stirling’deki Wallace Anıtı (National Wallace Monument) onun en önemli anıtı.
Stirling Castle Glencoe Vadisi’nde durup sadece sessizliği dinliyorum. Sanki başka bir gezegendeyiz. Görüp  dönerken içimiz buruk. Tarih burada çok ağır basıyor.
*Glasgow’dan Belfast’a feribotla geçiyoruz . Güzel bir feribot yolculuğumuzun ardından Kuzey İrlanda’ya adım atar atmaz hava değişiyor.  Muhteşem Belfast …
*Dublin’e geçiş. Trinity College’da… Gözlerim doluyor resmen. Temple Bar’da canlı müzik, Guinness Storehouseta pintımı alıp Dublin caddelerinin barlarının keyfini çıkarıyoruz.
*Ertesi gün  Cliffs of Mohera doğru yola çıkıyoruz. Tarihi Galway  de sokak müzisyenleri eşiliğinde bir şeyler içip big & Fish lerimizi yedikten sonra Atlantik kıyısındaki yerden 200 metre yükseklikte kilometrelerce uzunluktaki Moyer Kayalıklarındayız. Rüzgâr o kadar sert ki telefonlarımızı  düşürmemek için iki elle zor  tutuyoruz ama son fotoğraflarımızı da çekiyoruz.
Dönüş için  Dublin havalimanından uçağımıza biniyor ve İstanbul’a doğru uçuyoruz.
Uçakta pencereden aşağı bakarken düşünüyorum: Edirne Kipa AVM önünden başlayıp, Londra trafiğinde korna çalarken, Moher uçurumunda rüzgârda dengede durmaya çalışırken… Uçaklar , feribotlar, soldan direksiyon, pub’lar, tarih , kale, taş, yeşil, sis, viski, bira ve binlerce fotoğraf.
En güzeli neydi dersen? Belki Oxford daki  o sessizlik, belki Dublin’de Temple Bar’da tanımadığımız  insanlarla şakalaşmak, belki de sadece yolda olmak.
Siz de  gelin Salda Turizm’e ; Edirne’den… Dublin’e  masalsı yolculuğa adım atın… Yol uzun, ama değiyor.
Misafirlerimizle Hikâyenin sonu yok aslında. Sadece bir sonraki rotamız bekliyor.

3 thoughts on “BÜYÜK BRİTANYA TURU”

  1. This is the best tour on the east coast! It was amazing how many places we visited and what great memories we made!

  2. This was not our first time going to here. It is a great place to shop not too far from New York. We took the bus from Port Authority and traveled through the countryside to get there.

  3. We always stay at here when in town. The location is great, staff is wonderful and we love the overall feel. Beautiful view from the here.

Add a Comment

Your email address will not be published.

Recent Posts

BÜYÜK BRİTANYA TURU

All Categories